Psikoterapi Nedir Neyi Amaçlar

  • Editör: bilted - Pazartesi, Ocak, 2016

 

Psikoterapi Nedir Neyi Amaçlar

Psikoterapi en kısa ve öz bir biçimde, kişinin problemleri üzerine düşünme ve konuşma tedavisi olarak tanımlanabilir. Yüz yılı aşkın bir zaman diliminde birikmiş bir bilgi birikimi olduğu kadar bir sanattır da. Psikoterapi teorik ve pratik eğitimlerin iç içe geçtiği uzun ve yoğun eğitimlerden sonra, psikiyatrlar ve klinik psikologlar tarafından uygulanır.
Psikoterapiye başvuran kişilerin bir kısmı, psikoterapi odasını konuşarak rahatlayacakları bir yer olarak hayal eder. Kişinin sorunlarını onu dikkatle ve yargılamadan dinleyen, anlamaya çalışan birine anlatması, elbette kişiyi bir ölçüde rahatlatabilecektir. Ancak psikoterapi kuramları, -kuramlara göre farklılıklar göstermekle birlikte- başka şeyleri de hedefler:

 

Kişinin problemini tanımlamak, bunların nedenlerini araştırmak ve açıklamak,
Duygusal çatışmalarını çözümlemek,
Sorunlarını çözmesi için kullanabileceği stratejiler geliştirmesine yardım etmek,
Geliştirilen uyum ve baş etme stratejileri sayesinde, yaşam olayları karşısındaki dayanıklılığını arttırmak,
Diğer insanlarla ilişkilerini düzenlemek,
Sorunlar nedeniyle bozulmuşsa, mesleki işlevini iyileştirmek,
Kendiyle daha barışık olmasını sağlamak.

PSİKOTERAPİ KURAMLARI

 

Günümüzde geliştirilmiş çok sayıda psikoterapi kuramı mevcuttur. Aşağıda bu kuramlardan en yaygın olarak kullanılan 4 tanesinden bahsedilecektir.
PSİKANALİZ VE PSİKODİNAMİK TERAPİLER

 

Sigmund Freud tarafından keşfedilip geliştirilen Psikanaliz, bir tedavi ve araştırma yöntemidir. İnsan davranışını bilinçli süreçlerden daha fazla etkileyenin bilinçdışı süreçler olduğunu savunan kuram, sorunlu ya da hastalıklı davranışların kişinin çocukluk yaşantılarından kaynaklandığını varsayar. Seanslarda serbest çağrışım, yorum, rüya analizi gibi teknikler kullanılır. Psikanalizin kendine özgü bir psikoseksüel gelişim kuramı ve kişiliğin alt yapılarına yönelik dinamik tanımlamaları vardır.
Psikanalitik teori zamanla farklı teorisyenler tarafından zenginleştirilmiş ve değiştirilmiştir. Carl Jung, Alfred Adler, Karen Horney, Erich Fromm, Erik Erikson gibi teorisyenler, teoriye sosyal ve kültürel özellikler eklemişlerdir. Daha sonraları Nesne İlişkileri Kuramı (Klein, Fairbairn, Kernberg vs.) ve Self Psikolojisi (Kohut) gibi kuramlar geliştirilmiştir. Son kuramlarda kişinin diğerleri ile kurduğu ilişki ve benlik ve kendilik gelişimi arasındaki ilişki giderek önem kazanmıştır.
Bu yaklaşımlarda terapist yönlendirici değildir. Terapist ve hasta birlikte semptomların anlamlarını araştırırlar, hastanın içgörü kazanmasına yönelik çalışılır. Bu terapilerden kendini anlamak, tanımak, içgörü kazanmak isteyen kişiler yarar görür. Derinlemesine yapılan bu çalışmalarda terapiler uzun dönemlidirler.
BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİLER

 

Bu terapilerin atası Davranışçı Terapilerdir. Önemli teorisyenleri Skinner, Bandura, ve Watson’dır. Davranışçı terapi, öğrenme kuramlarını baz almıştır; problemli davranışın gerisinde, önceki öğrenmelerin etkisi olduğunu savunur. Bu terapide terapist aktif ve yönlendiricidir. Danışanına davranışlarını değiştirmesinde ya da yeni davranış edinmesinde kullanacağı teknikleri öğretir. Gevşeme tekniği, sistematik duyarsızlaştırma, kaçınmacı teknikler, marka öğrenmesi tekniği gibi teknikler davranışçı tekniklerdir. Teknikler ve ev ödevleri tedavinin en önemli parçalarıdır. Terapilerin başında hedefler net bir biçimde belirlenir, bu sayede hedeflere erişilip erişilmediğini objektif olarak değerlendirmek mümkündür. Bu terapi yöntemleri problem odaklı ve kısa sürelidir.

 

Zamanla sadece davranış üzerinde durmanın yeterli olmadığını fark eden Aaron Beck ve Albert Ellis gibi teorisyenler, düşünceler ve duygular üzerinde de durmaya başlayarak Bilişsel Davranışçı Terapiler’in gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Bu teori problemlerin oluşmasında kişinin yaşadığı şeyler hakkındaki düşünce, yorum ve inançlarının etkili olduğunu, temel inançların ise, çocukluktan itibaren şekillendiklerini varsayar.

Bu terapi yaklaşımında da terapist aktif ve yönlendiricidir. Problemlerin net tanımları yapılır. Şu anda yaşanan problem geçmiş yaşantı ve öğrenmeleri ilgilendiriyorsa, geçmişe gidilir. Eğer sorun yakın zamanı ilgilendiriyorsa, geçmişle pek ilgilenilmez. Terapide hedefler açık ve net bir biçimde belirlenir. Terapinin akışı planlanmıştır. Tedavide davranışçı tekniklerin yanı sıra; düşüncelerin sorgulanması ve değiştirilmesi, düşünce çarpıtmalarını ve şemalarının farkına varmak, bibliyoterapi (hastanın kitap okuyarak, yeni şeyler öğrenmesine dayalı tedavi), nefes egzersizleri ve duygu teknikleri gibi tekniklerden yararlanılmaktadır. Kendine güven eğitimleri gibi beceri kazandırmaya yönelik çalışmalar da yapılır. Ev ödevleri bu tedavi yönteminde önemli bir yer tutar. Bu terapi yaklaşımı da problem odaklı ve kısa sürelidir.
VAROLUŞÇU PSİKOTERAPİLER

 

Varoluşçu Terapiler, psikanalitik ve davranışçı psikoterapilerin kişinin özgürlüğünü kısıtlayan yaklaşımlar olduğu iddiasıyla ve onlara tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Varoluşçu terapistler teorilerinin merkezine insan doğasını koyarak, şu konular üzerinde çalışırlar: Kişinin kendisinin farkına varma kapasitesi, özgürlük ve sorumlulukları, belirsizlikle yüzleşmeyi seçmesi, seçimlerinin sorumluluğunu alması, kendi eşsizliğini ve kimliğini keşfetmesi, başkalarıyla anlamlı ilişkiler kurması, temel yalnızlığı ile yüzleşme cesareti göstermesi, anlam, değer, amaç ve hedeflerini araştırması, varoluş kaygıları, ölüm ve yokoluşla ilgili farkındalığı.

 

Teoriye katkı sağlayan teorisyenler Rollo May, Abraham Maslow, Carl Rogers (Danışan Merkezli Terapi) ve Victor Frankl (Logoterapi )’tır.
Bu terapiden daha çok kendini geliştirmek isteyen kişiler yararlanabilir. Kişinin kendini gerçekleştirmesi için faydalanacağı bir terapi yöntemidir. Bu yöntemin belirlenmiş teknikleri yoktur, kaynağını varoluşçu felsefeden alır.
GEŞTALT TERAPİ

 

Geştalt Terapi Frederick Perls tarafından geliştirilmiştir. Bu terapi yöntemi, insanların kendilerini bulma ve sorumluluklarını alma yolu ile olgunluğa ulaşmalarını hedefler. Terapide “Şimdi ve burada” kavramı önemlidir. Üzerinde çalışılan konular şunlardır: Sorumluluğun kabulü, terapide söz yerine doğrudan deneyimden yararlanmak, farkındalık, tamamlanmamış işlerin üzerinde durmak, çatışmalar, entegrasyon.
Geştaltçi terapistler, neden sorusundan çok, ne ve nasıl sorularına odaklanırlar. Geçmiş sadece bugüne olan etkileri açısından önemlidir. Geçmişten bugüne taşınan yükler varsa, danışanın bu hissi yeniden yaşaması istenir ve o andaki yaşantısı üzerine çalışılır. Amaç kişinin farkındalığa kavuşmasını sağlamaktır. Farkındalıklar kişinin değişmesine yardım ederler.

 

Terapist, hastanın duygularıyla, farkındalıklarıyla, farkındalıklarını engelleyen bloklarla ve vücut diliyle çalışır. Yüzleştirmeler yapar. Bu aksiyon içerikli bir yaklaşımdır. Diyalog oyunu, abartma oyunu, tersini yapma gibi çok sayıda oyun ve teknik vardır. Uygulamalar bireysel olarak ya da grupla birlikte yapılırlar.