Travma

Travma

Screenshot_111

TRAVMA

Travma kişinin bedensel duygusal davranışsal bütünlüğüne tehdit oluşturan, baş edilmesi zor ve normal yaşam şartlarını güçleştiren yaşantılar ve durumlardır. Travma, insan eliyle ya da doğal yolla meydana gelebilir. Kişisel olarak ya da toplumsal olarak yaşanabilir. Bir defaya mahsus ya da tekrarlanıyor olabilir. Aile içi veya dışı şiddet / istismar, tecavüz / cinsel istismar, tutsaklık, işkence, yangın, patlama gibi olaylar, ev veya trafik kazaları, ciddi bir hastalık yaşamak, ameliyat olmak, plansız gebelik / düşük / kürtaj, gasp / soyulma, yaralanma, sakat kalma, ani kayıplar, ayrılık boşanmalar, iş kaybı ya da uzun süren işsizlik, mal kaybı, başarısızlık, kıyaslanma, dışlanma, ihmal, terk, aşağılanma gibi durumlara maruz kalan kişileri etkileyen olaylar kişisel travmalara örnek olarak verilebilir. Terör, doğal afetler, bulaşıcı hastalıklar, ekonomik krizler, zorunlu göç gibi durumlar ise toplumsal travmalara örnek olarak gösterilebilir.

Travmanın, insanlar üzerindeki etkileri bedensel, davranışsal, duygusal ve bilişsel boyutlarda olabilir. Travmaya maruz kalmış bireylerin travma öncesinde, sırasında ve sonrasında verdikleri tepkiler ve yaşadıkları kendilerine özgüdür. Beynimizdeki karmaşık iç süreçleri gözlemlenebilir hale getiren ve insanların travma karşısında sıklıkla gösterdiği tepkilerdir aşağıda özetlenmiştir:

Bedensel tepkiler, baş ağrısı ve dönmesi, üşüme veya yanma hissi, göğüste yanma-daralma, iştah azalması-artması, mide bulantısı ve bağırsak rahatsızlığı, yorgunluk ve halsizlik.

Davranışsal tepkiler, uyku düzeninde bozulma ve kâbus görme, sinirli ve gergin hissetme, sürekli tetikte olma, kötü bir şey olacak beklentisi, görünür bir neden yokken ağlama, aile ve çalışma arkadaşları ile çatışmalar, duyguları ifade edememe, sosyal ortamdan uzaklaşma ve içe kapanma, travmatik olayı hatırlatıcı unsurlardan kaçma, alkol ve ilaç kullanımında artış.

Duygusal tepkiler, aşırı alınganlık, öfke ve öç alma isteği, umutsuzluk değersizlik, güvensizlik, derin üzüntü, tahammül toleransının azalması, çaresiz ve güçsüz hissetme, şoka girme, hissizlik, suçluluk, ani duygu değişimi.

Bilişsel tepkiler, unutkanlık, düşünce bozuklukları, katı özeleştiri yapma, sürekli tehlikelerden korunma planları yapma, karar verememe, rahatsızlık veren anılarla uğraşma, dikkat yoğunlaşma sorunları, manevi ve dini inançları sorgulama.

Travmatik yaşantıların hemen sonrasında gösterilen duygular, düşünceler, bedensel tepkiler son derece normal ve insani davranışlardır. Bunlar, travmatik yaşantıdan iki ay ya da biraz daha fazla zaman sonra kendiliğinden etkisini yitirir. Ancak, bazen bu tepkiler kaybolmaz ve uzun zamana yayılır. Bu durum, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) adıyla tanımlanır.

Bu aynı zamanda travmatik yaşantının etkilerinin geçmediğinin göstergesidir. Bu yüzden kişi sürekli olarak tehlikede olduğunu hisseder ve bu olayı tekrar tekrar yaşar.

Ani gelişen stres tepkilerinin TSSB’ye dönüşmesi ve tepkilerin yoğunluğu aşağıdaki etkenlere bağlıdır:

Travmatik olayın ne olduğuna bağlı olarak, kişi travmatik olayı bizzat yaşıyorsa ya da olayın meydana geldiği yere ne kadar yakınsa etkilenme düzeyi de o kadar yüksek olmaktadır.
Kişinin bedensel hasar alıp almadığına bağlı olarak, kişinin bedensel hasarının mertebesi ile orantılı şekilde etkilenmektedir. Kişi olay sırasında öleceğini düşündüğünde etkilenme en fazla olmaktadır.
Kişinin bir yakını ya da dostunu kaybetmesine bağlı olarak, etki fazlalaşmaktadır.
Sahip olunan aile ve sosyal desteğe bağlı olarak, olay sırasında ve sonrasında yeterli derecede sosyal desteğe sahip olunması veya bu desteği alabilecek durumda olunması travmatik olaydan etkilenme düzeyini azaltmaktadır.
Stresle başa çıkma gücüne bağlı olarak, kişilerde travma öncesi var olan stresle başa çıkma gücü, etkilenme düzeyini azaltmaktadır.
Kişinin daha önceden bir travma yaşantısına sahip olup olmamasına bağlı olarak, travmatik olaydan etkilenme düzeyi değişecektir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun dört ana belirtisi vardır:

1. İstenmeden Akla Gelen Düşünce ya da Görüntüler:

Bu düşünce ve görüntüler, kişinin hatırlamayı isteyip istememesinden bağımsız olarak, travma sırasında olup bitenler hakkında aklına gelen anılardan oluşur. Genellikle akla, travmatik olayların en acı ve sıkıntı verici bölümleri gelir. Hatta kişiler her şey yeniden oluyormuş gibi travmatik olayı yeniden yaşarlar ve yaşanan her şeyi “görüyor” gibi olduklarını ifade edebilirler.

Bazı kişiler kafalarında sanki bir kamera varmış ve filmi geriye sarmış gibi hissettiklerini ve travmatik olayın görüntülerinin yanı sıra, ses ve koku da duyduklarını, hatta hareketleri hissettiklerini belirtebilirler (Örneğin, zemin sallanıyor gibi “hissederler”). Yukarıda sözü edilen bu travma tepkileri çok korkutucu olabilir, ancak travmatik olaylardan sonra bunları hissetmek tamamen normaldir.

2. Kaçınma Tepkileri:

Kaçınma tepkisi, kişinin travmatik olayla ilgili olan düşünceler, duygular, etkinlikler ve mekanlardan kaçınmasına işaret etmektedir. Kişi açısından olup bitenler o kadar acı vericidir ki; kişi kendisine travmayı hatırlatabilecek her şeyden uzak durarak adeta olup biteni tümüyle unutmaya çalışmaktadır.

Travmatik olaylara maruz kalan pek çok kişide istenmeden akla gelen anılar ortaya çıkar. Bunlar çok acı verici olduğu için kişi bu anılardan ve bunların aklına gelmesine yol açan her şeyden kaçınmaya çalışır. Bu durum yaşamla ilgili etkinliklere ilgi duymamaya, kendini başkalarından uzak hissetmeye, duygusal küntlüğe veya duyguların sınırlanmasına ve olumsuz bir gelecek beklentisine yol açabilir.

3. Aşırı Uyarılma Tepkileri:

Anılar (görüntüler, sesler, kokular), kaçınma tepkileri gibi travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkan belirtilerin çok güçlü fizyolojik temelleri vardır.

Travmatik olaylar insan bedeni ve zihni açısından korkunç bir şoktur ve aşırı bir fizyolojik uyarılmaya yol açabilir. Bu aşırı uyarılma hızlı kalp atışı, avuç içlerinin terlemesi, konsantrasyon sorunları ve uyku güçlükleri gibi belirtiler ortaya çıkarır. Travma sonrasında olay anını hatırlatan her hangi bir uyarıcı ile karşılaşıldığında kişiler yeniden travmatik olay oluyormuş gibi şiddetlenebilir ya da belli bir yer onlara yaşadıkları travmayı hatırlatabilir ve beden otomatik olarak tekrar aşırı bir fizyolojik uyarılma durumuna geçer. Bu fizyolojik tepkiler, kas ağrıları, sırt ağrısı veya karın ağrısı gibi belirtilere de neden olabilir.

4. Fazla Heyecan ve Gerginlik:

Travma Sonrası Stres Bozukluğu olan insanlar dikkatli davranırlar ve çevrelerini dikkatle gözlemlerler. Sürekli alarm halindedirler; gelebilecek tehlikeyi hemen tanımak ve hatırlama uyarısından kaçınmak için sürekli dikkat ederler. Bu gerginliğe ve sıkıntıya insan sonunda bedensel tepki gösterir. Çoğu travmayı yaşamış kişiler uyku probleminden şikâyet ederler. Akşamları uykuya dalmakta zorluk çekerler ve geceleri sürekli ter içerisinde ve şiddetli kalp çarpıntısıyla uyanırlar. Sabahları kendilerini yorgun hissederler, bitkindirler ve konsantre olmakta güçlük çekerler. Ayrıca çoğu kişi travma öncesinden çok daha çabuk uyarıldıklarını ve genellikle küçük şeyler nedeniyle bile öfke patlamaları yaşadıklarını bildiriyorlar. Bu tür tepkiler de travma öncesinden daha ürkütücüdür.

Psikolojik Travma Bedensel Ağrılara da Neden Olabilir

Travmayı yaşamış insanlar sıklıkla sonradan bedensel ağrılar yaşarlar. Genellikle ağrılar aşağıdaki biçimlerde ifade edilir:

• Sırt ağrıları, bacaklar ve ayaklardaki ağrılar
• Eklem ve baş ağrıları
• Karın ve mide şikâyetleri, kasıklardaki şikâyetler
• İdrar yaparken ağrılar

Travma yaşamış bir çok kişi ağrılarından çok fazla şikayet eder ve tümüyle kurtulmak ister. Fakat doktor muayenelerinde ağrılara ilişkin bedensel bir kaynak bulunamamaktadır. Bu nedenle, ağrıların kaynağını ve anlamını tanımlamak çok zordur. Stres ağrıya neden olur ya da tam tersi var olan problemi, ağrıların travmatik anılarla bağlantılı olması arttırır. Ağrıların olması, sanki vücut onu hatırlıyormuş gibi travmatik olaya ilişkin acı anılara götürür. Bu “burada ve şimdi tekrar yaşanıyor” hissi çoğu kişi için çok sıkıntı vericidir. Kronik ağrılar, travma yaşamış çoğu kişilerde pasifliğe, aileden ve arkadaş çevresinden uzaklaşmaya ve ümitsizliğe götürür. Bazıları alkol veya ilaçla kendilerini sakinleştirmeye çalışır ve böylelikle gerginliklerini ve ağrılarını daha dayanılır hale getirdiklerini düşünürler. Bu durum aile ve sosyal ilişkileri, mesleki hayatı büyük ölçüde etkiler. Travma yaşamış birçok insan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun getirdiği ruhsal belirtilerin yanında şiddetli ağrıların da sıkıntısını yaşarlar. Burada, beden, ruhsal durum ve güncel yaşam şartları birbiriyle iç içe geçtiği için, genellikle ağrıların gerçek kaynağını bulmak zordur.

Çocukların Gelişim Dönemlerine Göre Travma Sonrası Stres Tepkileri

Yukarıdaki bölümde bahsedilen dört ana belirti aynı olmakla birlikte, Travma Sonrası Stres tepkileri çocuklarda yetişkinlerde olduğundan biraz daha farklı biçimde ortaya çıkabilir. Ayrıca, farklı yaş ve farklı gelişim dönemlerindeki çocuklar farklı travma tepkileri gösterebilirler.

Bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklarda Travma Sonrası tepkileri (doğum-üç yaş arası)

Kolay şaşırma, kaygılı görünme.

Yatak ıslatma, konuşma problemleri gibi gerileme davranışları.

Ana-babaya yapışma ve onlardan ayrılmama.

Uyku sorunları ve kâbuslar.

Çevreyle ilişkilerde tutukluk ve ürkeklik.

Kontrol edilemeyen saldırganlık.

Travmayla ilgili tekrarlanan oyunlar.

Bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklarla neler yapılabilir?

Bebeklerle yumuşak bir sesle konuşun, onları okşayın, sevin.

Düzenli bir beslenme ve uyku programı uygulamaya çalışın.

Çevredeki işitsel ve görsel uyaranları azaltın.

Sizin yatağınızda yatmasına izin verin.

Yürümesine, yerlerde yuvarlanmasına ve oyun oynamasına fırsat verin.

Okul öncesi çocuklarda Travma Sonrası Stres tepkileri (4 – 6 yaş arası)

Yatak ıslatma, parmak emme, ani heyecanlanma, ana-babaya yapışma, tik, uyku sorunları.

Kaçınma davranışı ve içe kapanma.

Genel bir kaygı hali, hayvanlardan ve yabancılardan korkma.

Tekrarlanan oyun ve ritüeller (belirli davranışları saplantılı bir şekilde tekrarlama).

Kendi hayal ettikleri şeylerle (örneğin, kendilerine ait saldırgan fantezilerle) gerçek olanları karıştırma. Bu yaş grubundaki çocuklar kötü olayların kendi kötü düşüncelerinden kaynaklandığını düşünüp üzülebilirler. Bu tip bir hayalci düşünce zihinsel bulanıklık, utanç, kaygı ve dünyayla ilgili yanlış yorumlar yapmaya yol açabilir.

Okul öncesi çocuklarla neler yapılabilir?

Rahatlatmaya ve güven vermeye çalışın, sık sık sevip okşayın.

Uyumadan önce yanına gidin, başını okşayın, varsa ılık bir süt verin veya ninni söyleyin.

Bir süre için sizinle birlikte yatmasına izin verin.

Oyun hamuruyla oynama, çizme ve boyama yoluyla duygularını ifade etmelerine fırsat verin.

Okul çağındaki çocuklarda Travma Sonrası Stres tepkileri (7 – 12 yaş arası)

Okul öncesi dönemdeki davranışlara gerileme; bu durum, akranları tarafından reddedilmeye yol açabilir ve yeni gelişmeye başlayan yeterlik ve özerklik duygularının ortaya çıkmasını engelleyebilir.

Okula gitmek istememe ve okul başarısının düşmesi

Tekrarlanan oyunlar, saldırganlık, gevezelik

Erkek çocuklarda özellikle silahlara, savaş oyunlarına ilgi gösterme.

Kâbuslar, uyku sorunları, ayrılık kaygısı

Doğal olaylardan (yağmur ve rüzgar gibi) korkma

Dikkat ve konuşma sorunları, isyankâr davranışlar, bedensel ağrılar

Okul çağındaki çocuklarla neler yapılabilir?

Duygularını ifade etmelerine yardım edin, sabırlı, ilgili ve esnek davranın.

Oyun oynamalarını teşvik edin, merak ettikleri şeyleri açıklayın.

Dikkatleri kolayca dağılabileceğinden okulda ve evde fazla çalışmalarını beklemeyin.

Basit ve yapılandırılmış görevler verin, ufak sorumluluklar almalarına fırsat tanıyın.

İlerde olabilecek başka travmatik olaylardan kendisini nasıl koruyacağını anlatın.

Ergenlerde Travma Sonrası Stres tepkileri (13-18 yaş arası)

Dünya ve kendi gelecekleri hakkında olumsuz tutumlar.

Kendi korkuları ve travmaya verdikleri tepkilerle ilgili endişe; özellikle kendilerini suçlu ve çaresiz hissetme gibi tepkilerinin anormal olup olmadığını merak etme.

Risk-alma veya duygularını davranışlarla dışa vurma davranışları (örneğin okuldan kaçma, rastgele cinsel birliktelik, madde kullanımı).

İştah ve uyku sorunları, günlük etkinliklere karşı ilgi kaybı, okul sorunları.

Ana-babalarla çatışma ve tartışmaların artması.

Ergenlerle neler yapılabilir?

Aile ve arkadaşlarıyla duygularını paylaşmalarına ve ifade etmelerine yardım edin.

Kabul, hoşgörü ve destek gösterin.

Gündelik faaliyetlere katılmalarını ve spor yapmalarını teşvik edin.

Okul başarılarıyla ilgili beklentilerinizi azaltın.

Travmatik Olaylara Karşı Dayanıklı Çocuklar Yetiştirmek için Neler Yapılabilir?

1. Çocuğa ait olma, sevilme ve güven duygusunu aşılayın:

Yetişkinlerin yapabileceklerinin en başında, küçük yaştan başlayarak çocukta ait olma duygusunu geliştirmek ve ona kendisini koşulsuz seven, onun ihtiyaçlarını karşılamaya hazır, her zaman güvenebileceği bir ailesi ve çevresi olduğu duygusunu aşılamak gelmektedir.

2. Kendine güven ve öz kontrol duygusunu geliştirin:

Çocuğun kendine güven duygusunun gelişebilmesi yetişkinlerin ona gösterdikleri güvene bağlıdır. Çocuğun kendi işini yapabilme çabalarını küçük yaştan itibaren destekleyin ve ödüllendirin.

Kendi kararlarını verebilmesi için ona fırsat tanıyın. Onun yerine karar vermeyin.

Ailede verilen kararlara onları da dâhil edin ve fikirlerini sorun. Bu onların kendilerini önemli hissetmelerini sağlayacaktır.

Onları başka çocuklarla kıyaslamayın. Unutmayın, her çocuk kendine özgü özellikleri olan bir bireydir.

3. Tutarlı disiplin uygulayın:

Kendine güvenli çocuk yetiştirmede belli ölçüde disiplin ve çocuğun yaşına uygun, gerçekçi ve kabul edilebilir sınırlar koymanın gerekliliği bugün artık tartışmasız kabul edilmektedir. Bu tutarlılık hem ailede ana-baba arasında, hem de okul-aile arasında bulunmalıdır.

4. Problem çözme ve sosyal becerilerini geliştirin:

Örneğin, iki kardeş kavga ediyorlarsa, önce birbirlerinin duygularını dinleyip anlamaları için onları teşvik edin. Daha sonra aralarındaki problemi çözmek için neler yapabileceklerini düşünmelerini söyleyin ve problemi çözmek için buldukları olumlu yolları destekleyin.

Ne Zaman Ruh Sağlığı Hizmeti Alınmalıdır?

Genelde ağır bedensel ve duygusal tepkileri olan travma yaşamış kişinin, günlük, normal yaşam işlevinde (çalışma, okula gitme, ilişki kurma, uyuma, yeme, içme vb.) ciddi anlamda aksamalar olmaya başlamışsa bu kişilerin profesyonel yardım ve tedaviye ihtiyaçları vardır. Bazılarının travma öncesi dönemden süregelen bedensel ve psikolojik şikayetleri, travmatik stresle birlikte daha da kötüleşmiş olabilir.

Aşağıdaki davranış ve belirtilerini sergileyen kişiler değerlendirme ve uzman yardımına yönlendirilmelidirler (kuşku duyulan tüm durumlarda danışılmalıdır):

Çevreye uyum sorunu: Kişi şaşkınlık içindedir. Tarih, zaman, yer, son 24 saat içinde geçen olaylar ve neler olduğuna dair bilgiden yoksundur.

Kaygı ve aşırı uyarılma: Kişi yüksek derecede sarsılmış, huzursuz, gergin ve sabırsızdır. Uyumakta çok güçlük çeker, uyuduğunda da sık sık rahatsız edici kâbuslar görür. Travmatik olayı hatırlatıcı anı ve düşünceler aile, iş, sosyal hayatını olumsuz etkiler.

Disosiye olmak: Kişi duygusal bağ kurmada zorlanır, travmatik yaşantıyı hatırlayamaz, kendilik algısı, zaman ve çevre algısında bozukluklar sergiler.

Depresyon: Kişi yaygın olarak umutsuzluk ve karamsarlık, değersizlik, suçluluk ve kendine öfke duyma hisleri, görünür neden yokken sıkça ağlama, sosyal olarak içe kapanma yaşar ve çalışmakta zorlanır ya da çalışamaz.

Ruhsal rahatsızlık: Diğer insanlar duymadığı halde sesler duyma, orada olmadıkları halde nesne ve insanlar görme, sanrısal düşünme, bir düşüncenin aşırı derecede zihni meşgul etmesi gibi belirtiler görülür.

Kendi bakımını yapamama: Kişi yemek yemez, banyo yapmaz, giysilerini değiştirmez; umursamaz, yakınlarından ayrı durur veya kaçar ve diğer günlük yaşam aktivitelerini sürdüremez.

İntihar düşünceleri ya da planları: Kişi “Devam edemiyorum”, “Bu acıyı sonlandırmak istiyorum”, “Keşke ölmüş olsaydım”, “Ölmüş yakınımın yanında olmak istiyorum”,“Acısını çıkartacağım” gibi ifadeler kullanır. Kişi sıkça kendine öfke duyar ya da olanlar için kendini sorumlu hissederek suçlu ilan eder.

Alkol ve madde kullanımı: Kişi alkol tüketimini artırır, bazı psikofarmakolojik ya da uyuşturucu maddeler alarak acısını engellemeye çalışır. Alkol ve madde kullanımına bağlı olarak kişi iş veya diğer görevlerini yerine getirememek gibi durumlarla karşılaşır; aile içi sorunlar yaşamaya başlar.

Aile içi şiddet, çocuk istismarı ve diğer istismarlar: Kişi aile üyelerine karşı uygunsuz öfke ve şiddet içeren davranışlar gösterir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun en iyi tedavi yöntemi psikoterapidir. Bunlar arasında EMDR (Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) güçlü bir psikoterapidir. Diğeri ise bilişsel ve davranışçı yaklaşımlı terapilerdir.

İlaçla yapılan tedavi ise travma belirtilerini azaltma konusunda yarar sağlayabilir. Örneğin ilaçlar düzenli alındığında uyku bozukluğunun veya korkuların azalmasında etkili olabilir.

Psikoterapi sürecinde, travma ile ilgili anıların işlemlenmesi ve stres yaratan olumsuz duygu ve düşüncelerle nasıl başa çıkılabileceği bu süreçte öğrenilir. Aynı şekilde, travmanın, kişinin kendisine ve dünyaya olan bakışını nasıl etkilediği, bunların kişi için nasıl bir anlam ifade ettiği görülür.

Sonuç olarak, kişi yaşamını yeniden keşfeder. Böylece, travmayla ilgili anılar artık kişinin kontrolü dışında olmaz, travma geçmişte kalır ve artık kişinin bugününü belirleyemez.

Yararlanılan Kaynaklar

EMDR TÜRKİYE: www.emdr-tr.org

Herman, J. L. (1992), Trauma and Recovery, New York: Basic Boks.

Köroğlu, E. (1994), DSM-IV Tanı Ölçütleri, Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Psikososyal Okul Projesi Travma Sonrası Normal Tepkiler Psikoeğitim El Kitabı, MEB/ UNICEF Psikososyal Okul Projesi: (2011), Ankara.

Yule, W. (editör) (1999), Post-traumatic Stres Disorder: Concepts and Therapy, New York: John Wiley and Sons Ltd.

www.migesplus.ch, Eğer Unutulamıyorsa Psikolojik Travmayı Herkes Yaşayabilir: Posttravmatik Stres Bozukluğu Üzerine Bilgilendirme Broşürü, 2008-2013.

Zara, A. (2011), Yaşadıkça: Psikolojik Sorunlar ve Başa Çıkma Yolları. İstanbul: İmge Kitabevi.

Uzman Psikolog Feza Altuncan ARKUN

Diğer Bilgilerimiz

Depresyon
Giriş İhtimaldir ki ya siz, yada bir tanıdığınız depresyonun bir şekliyle karşı karşıyasınız. Hastalığın dolaysız etk devamı...
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Obsesif Kompulsif Bozukluğu hastalığı olanların sayısı, Türkiye’de tam olarak tespit edilmemişken, bu rakam Almanya’da bir devamı...
Kişilik Bozuklukları
Kişilik, kişinin kendine özgü davranışlarının bir bütünüdür. Diğer bir ifadeyle günlük yaşamda çevresine verdiği tepk devamı...
Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri er devamı...